SEFER (YOLCU) NAMAZI
Yüce Allah buyuruyor: Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, namazdan (dört rek'atlı farzları) kısaltmanızda size bir vebal yoktur. (Nisâ, 101) Sefer ve seferî ne demektir? Ortalama yaya yürüyüşü ya da kervan (konvoy) halindeki deve yürüyüşü ile en azından üç günlük yolculuğa çıkmaya sefer ve seferde olan kimseye seferî denir. Geceleri uyuma, gündüzleri de abdest alma, namaz kılma, yeme, içme ve biraz da dinlenme molası dışında, insanlar normal olarak günde ancak 6 fersah ve üç günde 18 fersah yolculuk yapabilirler. Üç mile bir fersah denir. Bir mil ortalama 20 dakika, bir fersah 60 dakika yani bir saat ve bir saat da ortalama 5 km olduğundan, sefer birimi 90 km olarak kabul edilmiştir. Bir kimse ortalama yürüyüşle üç günlük yani 90 km'lik bir yere hızlı yürüyerek iki günde ya da hızlı hareket eden at gibi bir hayvanla bir günde gitse de yine seferî olur. Çünkü sefer konusunda insanın, bindiği hayvanın ya da bindiği aracın hızı değil, sefer mesafesi geçerlidir. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: Yolculuk bir çeşit azaptır. Sizi (vaktinde) yiyip içmekten ve uyumaktan alıkoyar. Sizden biriniz işini bitirince evine dönmede acele etsin. (Buhârî-Müslim-İbni Mâce) 682 Hangi koşullarda olursa olsun, yolculuk gerçekten bir çeşit azap yani sıkıntıdır. Çünkü hiç kimse yolda düzenli bir şekilde yiyip içemediği ve uyuyamadığı gibi tuvaletini bile düzenli bir şekilde yapamaz. Özellikle küçük çocukları olanlar için yolculuk daha sıkıntılıdır. Bu nedenle Allah (c.c.), yolculara bazı haklar tanımış ve bazı kolaylıklar sağlamıştır. Şöyle ki; 1- Yolcular dört rek'atlı farz namazlarını yani öğle, ikindi ve yatsının farzlarını iki rek'at olarak, sabah, akşam ve vitir namazlarını tam ve sünnetleri de vakitleri müsait olunca tam kılarlar. 2- Ramazan ayında yolculuk nedeni ile oruç tutmada zorlananlar, sonra kaza etme koşulu ile oruçlarını bayramdan sonrasına erteleyebilirler. 3- Cuma namazı camilerde ve cemaat ile kılındığından, yolculara cuma namazı farz değildir. Bu nedenle cuma namazına yetişeyim diye acele etmeyip o günün öğle namazını kılarlar. Ancak cuma vaktinde bir caminin yakınında mola verirlerse, camiye gidip cuma namazını kılarlar. 4- Bayram namazları da camilerde cemaatle kılındığından ve kurban kesme işi de yolculukta güç olduğundan, yolculara bayram namazı ile kurban kesmek vâcib değildir ve kazası da gerekmez. 5- Geceleri ayaklarından çıkarmama koşulu ile mestlerinin üzerine üç gün mesh edebilirler. 6- Kadın, yanında eşi, babası, oğlu, erkek kardeşi, yeğeni, torunu, amcası, dayısı ve damadı gibi bir mahremi olmadan 90 km'lik bir yere tek başına gidemez. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: Kadın, yanında mahremi olmadan üç günlük (90 km'lik) yola tek başına gidemez. (Buhârî) Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: Allah'a ve âhiret gününe inanan kadına, yanında babası, oğlu, eşi, erkek kardeşi ya da başka bir mahremi olmadan üç günlük (90 km'lik) ya da daha uzak bir yere tek başına gitmesi helâl olmaz. (Buhârî-Nesâî) Seferîlik hükmü ne zaman başlar ve ne zaman sona erer? Bir kimse vatan-ı aslî ya da vatan-ı ikamet'inden en az üç günlük bir yere gitmek niyeti ile yola çıksa, çıktığı yönden yerleşim alanlarının dışına çıkınca seferîlik hükmü başlar ve gideceği yere kadar devam eder. Sonra, Hanefî'ye göre Bir kimse gittiği yerde 15 günden daha az kalacaksa ya da birbirine yakın da olsa iki ayrı beldede meselâ 10 ar gün kalacaksa, vatan-ı aslisîne dönünceye kadar seferîlik hükmü devam eder. 683 Eğer gittiği yerde 15 gün ya da daha fazla kalacaksa, gideceği yerin yerleşim alanına girdiği anda seferîlik hükmü kalkar ve mukim olur. Hanefî'de seferî olanın dört rek'atlı farzları ikişer rek'at kılması azîmet (zorunlu) olduğundan, iki rek'at yerine dört rek'at kılması mekruhtur. Unutarak dört rek'at kıldığı zaman, eğer ikinci rek'atın sonunda oturup “Ettehiyyatü” yü okumuşsa namazı tamamdır. Aksi halde, farz olan sonki oturuşu terk ettiği için namazın iâdesi (tekrar kılınması) gerekir. Seferî olan kimse yoldaki dinlenme tesislerinde ya da gittiği yerde mukim olan imama uyarsa, imamla birlikte namazını tam yani dört rek'at kılar. Eğer mukim olanlar seferî olan bir imama uyarlarsa, imam seferî olduğu için iki rek'atı kılınca selâm verip namazdan çıkar, mukim olanlar ayağa kalkıp iki rekât daha kılarlar. Ancak seferî olan imamın, seferî olduğunu ve iki rek'at kılınca selâm vereceğini cemaate haber vermesi gerekir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.): “Ey ehli Mekke! Siz namazınızı tamamlayın. (Çünkü) biz misâfir topluluğuyuz”. buyurdu. Seferî olan imam yanılarak dört rek'at kılarsa, imamın ve seferî olanların namazı tamam, mukim olanların namazı ise son iki rek'atta nâfile kılan imama uydukları için geçersiz olur. Şâfi'ye göre Giriş-çıkış günleri hâriç, gideceği yerde eğer 4 günden az kalacaksa, vatan-ı aslîsine dönünceye kadar seferîlik hükmü devam eder. Giriş-çıkış günleri hâriç, eğer gideceği yerde 4 gün ya da daha fazla kalacaksa, gideceği yerin yerleşim alanına girince seferîlik hükmü kalkar ve mukim olur. Şâfî'de seferî olanın dört rek'atlı farzları ikişer rek'at kılması ruhsat (izin) olduğundan, dileyen iki ve dileyen dört rek'at kılar. Şâfî'de seferî olan kimse namazları cem'i takdîm ve cem'i tehir şeklinde kılabilir. İkindi namazını öğle namazı ile birlikte, öğle namazının vaktinde ve yatsı namazını akşam namazı ile birlikte, akşam namazının vaktinde kılmaya cem'i takdîm denir. Öğle namazını ikindi namazı ile birlikte, ikindi namazının vaktinde ve akşam namazını yatsı namazı ile birlikte, yatsı namazının vaktinde kılmaya da cem'i tehir denir. Ancak cem'i takdîm ve cem'i tehir şeklinde iki namazı birlikte kılmanın bazı şartları vardır. Bu şartlar yerine getirilmezse, cem'i takdîm ya da cem'i tehir şeklinde kılınan iki namazdan biri kazaya kalmış olur. 684 Vatan-ı aslî ve vatan-ı ikamet ne demektir? Vatan-ı aslî: Bir kimsenin doğup büyüdüğü ya da evlenip orada sürekli yaşamak istediği ve bunun dışında başka bir yeri vatan edinmek istemediği yere vatan-ı aslî denir. Vatan-ı aslî, ancak misli ile yani başka bir yeri vatan-ı aslî edinmekle bozulur. Vatan-ı ikamet: Bir kimsenin vatan-ı aslî dışında, içinde 15 gün ya da daha fazla kalmaya niyet edip yerleştiği yere de vatan-ı ikamet denir. Vatan-ı ikamet, vatan-ı aslî'ye dönmek, başka bir yeri vatan-ı ikamet edinmek ya da oradan sefere (yolculuğa) çıkmakla bozulur.
NAMAZI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NAMAZI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Haziran 2023 Çarşamba
6 Haziran 2023 Salı
TAHİYYETÜ'L-MESCİD NAMAZI
TAHİYYETÜ'L-MESCİD NAMAZI
k Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: Sizden biriniz mescide girdiği zaman, iki rek'at namaz kılmadan oturmasın. (Buhârî-Müslim-İbni Mâce-Tirmizî-Nesâî) Sözlükte tahiyye, selâmlamak demektir. Evlere girerken oturmadan önce selâm verildiği gibi mescide girildiğinde de oturmadan önce iki rek'at tahiyyetü'l-mescid namazı kılmaya mescidi selâmlama denir ve bu mescidin hakkıdır. Yukarıdaki hadîs-i şerîfin râvisi Ebû Katâde (r.a.) bir gün mescide gittiğinde, Peygamberimizi (s.a.v.) ashâbının arasında otururken görünce o da hemen oturdu. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.): “Namaz (tahiyyetü'lmescid) kılmana ne engel oldu?” diye sordu. Ebû Katâde: “Ya Resûlallah! Seni ashâbınla otururken görünce ben de oturdum” deyince, “Sizden biriniz mescide girdiği zaman, iki rek'at namaz kılmadan oturmasın” buyurdu ve Ebû Katâde'ye, kalkıp iki rek'at namaz kılmasını emretti. Hanefî'ye göre, mescide giren kimsenin kerâhat vakitleri dışında oturmadan önce iki rek'at tahiyyetü'l-mescid namazı kılması müstehabdır, kerâhat vakitlerinde kılınması ise mekruhtur. Şâfi'ye göre kerâhat vakitleri dâhil, mescide giren kimsenin her zaman oturmadan önce iki rek'at tahiyyetü'l-mescid namazı kılması sünnettir. Ezan okunduktan sonra ya da ezan okunurken mescide giren kimse, eğer oturmadan önce vaktin sünnetini ya da vaktin (akşam namazının) farzını kılarsa, hem kıldığı namazın hem de tahiyyetü'l-mescid namazının sevabını alır. Namaz vakitlerinin dışında da olsa mescid ve camileri ziyaret eden kimselerin, Hanefî'ye göre kerâhat vakitlerinin dışında, Şâfi'ye göre her zaman tahiyyetü'l-mescid namazı kılmaları gereklidir. Hanefî'ye göre kerâhat vakitlerinde mescidlere girenler “Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallahü ekber” gibi tesbihatlar yaparlarsa, tahiyyetü'l-mescid sevabını alırlar
TEHECCÜD (GECE) NAMAZI
TEHECCÜD (GECE) NAMAZI
k Yüce Allah buyuruyor: Gecenin bir kısmında uyanıp kalk ve sana özel bir nâfile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin seni makâm-ı mahmûd'a (şefâat mâkamına) çıkarması umulur. (İsrâ, 79) Arapça'da, gecenin bir kısmında uyuduktan sonra kalkmaya teheccüd denildiğinden, gece yarısından sonra kılınan namazlara da teheccüd namazı denir. Ancak teheccüd namazı kılmak için biraz yatıp uyumak şart değildir. Çünkü bazı geceleri hiç uyumayan Allah (c.c.) dostları olduğu gibi İmâm-ı A'zam'ın da (r.a.), kırk yıl yatsı abdesti ile sabah namazını kıldığı yani geceleri hiç uyumadığı rivâyet edilir. Allah (c.c.) “Gecenin bir kısmında uyanıp kalk ve sana özel bir nâfile (ek) olmak üzere namaz kıl” buyurduğu için, Peygamberimize (s.a.v.) teheccüd namazı farz, ümmetine ise sünnettir. Âişe radıyallahu anhâ diyor ki: Resûlullah (s.a.v.) gece on bir rek'at namaz kılardı. Fecr-i sâdık doğunca (imsak vakti girince) hafifçe iki rek'at namaz kılar, sonra müezzin gelip ezan okuyuncaya kadar sağ yanı üzerine yaslanıp yatardı. (Buhârî-Müslim) Peygamberimiz (s.a.v.) vitir namazını yatsı ile birlikte kılmayıp teheccüdden sonra kıldığı için geceleri sekiz rek'atı teheccüd ve üç rek'at vitir olmak üzere toplam on bir rek'at namaz kılardı. Teheccüd namazında kıyâmda (ayakta) çok uzun okuduğu, rüku ve secdelerde de çok tesbihat yaptığı için gece yarısından sonra başladığı teheccüd namazı imsak vaktine kadar devam eder ve imsak vakti girince sabah namazının sünnetini hafifçe yani Kâfirûn ve İhlâs sûreleri ile kılar ve sonra sağ yanı üzerine yaslanıp biraz dinlenirdi. Âişe radıyallahu anhâ diyor ki: Resûlullah (s.a.v.) geceleri kalkıp ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Ben ona: Ya Resûlallah! Senin geçmiş ve gelecek bütün hataların bağışlandığı halde niçin kendini böyle yoruyorsun? dedim. Buyurdu ki: “Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?” (Buhârî-Müslim) Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarınızı gözetip kollayınız ve insanlar uyurken (geceleri) namaz kılınız. Selâmetle cennete girersiniz. (Tirmizî-İbni Mâce)
k Yüce Allah buyuruyor: Gecenin bir kısmında uyanıp kalk ve sana özel bir nâfile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin seni makâm-ı mahmûd'a (şefâat mâkamına) çıkarması umulur. (İsrâ, 79) Arapça'da, gecenin bir kısmında uyuduktan sonra kalkmaya teheccüd denildiğinden, gece yarısından sonra kılınan namazlara da teheccüd namazı denir. Ancak teheccüd namazı kılmak için biraz yatıp uyumak şart değildir. Çünkü bazı geceleri hiç uyumayan Allah (c.c.) dostları olduğu gibi İmâm-ı A'zam'ın da (r.a.), kırk yıl yatsı abdesti ile sabah namazını kıldığı yani geceleri hiç uyumadığı rivâyet edilir. Allah (c.c.) “Gecenin bir kısmında uyanıp kalk ve sana özel bir nâfile (ek) olmak üzere namaz kıl” buyurduğu için, Peygamberimize (s.a.v.) teheccüd namazı farz, ümmetine ise sünnettir. Âişe radıyallahu anhâ diyor ki: Resûlullah (s.a.v.) gece on bir rek'at namaz kılardı. Fecr-i sâdık doğunca (imsak vakti girince) hafifçe iki rek'at namaz kılar, sonra müezzin gelip ezan okuyuncaya kadar sağ yanı üzerine yaslanıp yatardı. (Buhârî-Müslim) Peygamberimiz (s.a.v.) vitir namazını yatsı ile birlikte kılmayıp teheccüdden sonra kıldığı için geceleri sekiz rek'atı teheccüd ve üç rek'at vitir olmak üzere toplam on bir rek'at namaz kılardı. Teheccüd namazında kıyâmda (ayakta) çok uzun okuduğu, rüku ve secdelerde de çok tesbihat yaptığı için gece yarısından sonra başladığı teheccüd namazı imsak vaktine kadar devam eder ve imsak vakti girince sabah namazının sünnetini hafifçe yani Kâfirûn ve İhlâs sûreleri ile kılar ve sonra sağ yanı üzerine yaslanıp biraz dinlenirdi. Âişe radıyallahu anhâ diyor ki: Resûlullah (s.a.v.) geceleri kalkıp ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Ben ona: Ya Resûlallah! Senin geçmiş ve gelecek bütün hataların bağışlandığı halde niçin kendini böyle yoruyorsun? dedim. Buyurdu ki: “Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?” (Buhârî-Müslim) Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarınızı gözetip kollayınız ve insanlar uyurken (geceleri) namaz kılınız. Selâmetle cennete girersiniz. (Tirmizî-İbni Mâce)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)